Altına Hücum (1925) – The Gold Rush

by

Altın aramak için Klondike altın madenleri bölgesine giden ‘The Tramp’, burada çeşitli insanlık dramıyla ve zorluklarla karşılaşır. Kötü hava koşulları nedeniyle bir kulübede başka bir altın arayıcısı ve kaçak bir mahkumla yolları kesişen Şarlo kısa zamanda trajik olaylara şahit olur. Bu esnada insanoğlunun hırslı ve maddi yönlerini hayretle keşfeden Şarlo, sonunda altın madenleri bölgesine eriştiğinde artık bir maden işçisi olmak istemediğine karar verir. Fakat macera bununla sınırlı değildir. 
Efsanevi sanat adamı Charlie Chaplin’in en önemli filmlerinde başı çeken yapıt, Chaplin’in kendisinin de en çok değer verdiği filmi olarak bilinir.

Altına Hücum 1925 ABD yapımı sessiz komedi filmidir. Özgün adı The Gold Rush olan bu siyah beyaz filmin yönetmeni, senaryo yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu Charlie Chaplin’dir.

Daha önce çok sayıda kısa metrajlı ve iki tane de orta metrajlı film yapmış olan Chaplin’in Woman of Paris: A Drama of Fate’ten sonra çektiği ikinci uzun metrajlı filmidir. Bu filminde de öncekilerde olduğu gibi “küçük serseri” Şarlo’yu canlandırmaktadır. Film o tarihte rekor sayılacak bir süre olan 14 ayda ve astronomik sayıcak bir maliyetle tamamlandı. Chaplin filme tam 650.000 dolar harcamıştı.

1942 yılında Chaplin “Altına Hücum” filmini tekrar elden geçirdi, film için bestelediği müziği ve kendi kaydettiği diyalogları filme monte etti. Kurguda da bazı değişiklikler yaparak filmi yeniden gösterime verdi.
Filmde, birçok maceracının yaptığı gibi Klondike Altına Hücumu hareketinde Alaska’ya altın aramak için giden “Küçük Serseri” Şarlo’nun buradayken çektiği sıkıntılar, düştüğü komik durumlar, hırstan gözleri dönmüş insanların zaaflarını görmesi ve bu arada aşkı bulması anlatılmaktadır. Filmin en unutulmaz sahnelerinden biri de kendi gibi iki altın arayıcıyla birlikte kar fırtınasının ortasında uçurumun kenarına sürüklenmiş bir kulübede mahsur kaldıkları sahnedir. Ayrıca yemek niyetine “ayakkabısını yediği” sahne de akıllara kazınan ve sinema tarihine geçen sahnelerden biridir.

“Altına Hücum”, 1992 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir

Yapımı :1925 – ABD
Tür : Aile , Komedi , Macera
Süre: 72 Dak.
Yönetmen : Charles Chaplin
Oyuncular : Charles Chaplin , Georgia Hale , Mack Swain , Henry Bergman , Lita Grey
Senaryo : Charles Chaplin
Yapımcı : Charles Chaplin
Favori : 251 kullanıcının favori filmi

Seni çekip kurtaracağım bu hayattan.. Charles Chaplin bu filmle hatırlanmak istiyorum demiştir ve istediğide olmuştur.. Her sinema-severin arşivinde bulundurması gereken 5 Chaplin filminden bir tanesi.. Filmin 1925 yapımı olduğuna kimse inanmaz Chaplinin kamerayı kullanmadaki üstün yeteneği ile görüntüler olağanüstü.. Aradan yıllar geçmesine rağmen seyirci öldüresiye güldüren Chaplin in ilk uzun denemesi olarak da ayrı bir yeri vardır.. Her sahnesi komedi kokan bu filmi hiç vakit kaybetmeden izleyin.. Şarlo bu filmde Alaskada altın arayan oldukça fakir ama umudunu asla kaybetmeyen bir insandır.. Zorlu kar koşullarıyla baş etmeyi bir kenara bırakıp kendine bir sığınak bulması gerekir tamda o sırada düşlediği ortamı bulur ama işler hiçde istediği gibi gitmez.. Hayalini kurduğu misafirliğin aksine karşı karşıya geldiği durum iç açıcı değildir.. Kulübeyi Big Joe ile paylaşmak zorunda kalan kahramanımız açlık gibi bir gerçekle karşı karşıya kalır.. Sinema tarihine geçeçek sahneler tamda o anda başlar..  Ayakkabı yeme sahnesi, mum yeme sahnesi ve birbirlerini tavuk olarak hayal etmeleri sizi komedinin doruklarına çıkarır..  Ekmek dansı sahnesi zaten filmi başlı başına efsane yapmaya yetmiştir.. Komiklik bakımından en iyiler arasında gösterilir ayrıca Chaplin yine politik olarakta yapmıştır yapacağını bir çok gönderme görmeniz mümkün.. Düşündürücü bir tarafı olan dop dolu bir klasik.. Uçurumda bulunan ev  sahnesi o yıllarda bir insanın en büyük zeka ürünlerinden biri olarak gösterilir o sahnenin önderliğinde filmlerde kullanılan gerilim sahneleri ortaya çıkmıştır.. O kadar macera ve komedinin içinde her Chaplin filminde olduğu gibi aşk teması kusursuz şekilde seyirciye aktarılmıştır.. Chaplin sinemayı yaratan yön veren EFSANE .. Bu zamana kadar izlediğimiz bütün filmleri onun sayesinde izledik desem yalan olmaz.. Not: Bu film yüzünden Charles Chaplin yıllar sonra Amerikada komünistlikle suçlanıp sınırdışı edilmesine neden olmuştur.

 

YİNE YENİDEN BİR KEZ DAHA HAYRAN OLDUM BÜYÜK ÜSTAD’A…Yıl 1925 nerdeyse 100 yıl ,koca bir asır geçmiş aradan…dönemin şartlarına,ağır hava koşullarına rağmen nekadar güzel bir iş çıkarmış ortaya,büyülenmemek elde değil.Veee yine inanılmaz bir performans..sessiz bir film izlesenizde kahkahalarınız içten ve yüksek çıkıyor ister istemez.Yahu sen nasıl sevimli bir adammışsın,o yanaklarını sıkasım geliyor :)her filminde sevgim artıyor hayranlığım artıyor sana.Kimin aklına gelir çatala ekmek takıp dans ettirmek onu bile büyük bir ustalıkla yapmak,yeteneğin sonradan kazanılmadığının yetenek olarak doğulduğunun en büyük ispatısın sen…Sinemaya bir çok güzel ve anlamlı eser kazandırdığın için sonsuz teşekkürler sana Charlot…Sen iyi ki doğmuşsun..İyi ki var olmuşsun sinemada..rahat uyuman dileğiyle…Charlie’den birkaç cümle.. Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir, ama biz bu yolu yitirdik. Hırs insanların ruhunu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı. Hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve savaşların içine sürükledi. Hızımızı artırdık, ama bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi çıkarcı yaptı, zekamızı da katı ve acımasız. Çok düşünüyoruz, ama az hissediyoruz. Makineleşmeden çok insanlığa, zekadan çok iyilik ve anlayışa gereksinmemiz var. İnsancıl değerlerimizi koruyamazsak hayat korkunç olur, hep yitiririz. Siz insanlar güçlüsünüz. Makineleri yapacak güç sizdedir. Bu hayatı olağanüstü bir mutluluk serüvenine çevirecek olan yine sizlersiniz. Öyleyse, insanlık ve demokrasi adına bu gücü kullanalım ve milliyetçilik hastalığına karşı birleştirelim.Din, dil, ulus ayrımcılığı olmayan yeni bir dünya yaratalım….Ne kadar güzel bir kalbe sahip olduğu belli değilmi..Bana charlot’u sevdiren fenomen’ime t.ederim bu filminide çok beğendim..İZLEYİN bence duyduklarıma göre ‘Beni bu filmle hatırlayın’ demiş kendileri..

PaylaşShare on Google+0Tweet about this on Twitter1Share on Facebook0Pin on Pinterest0Share on LinkedIn0Share on TumblrShare on Reddit0Share on StumbleUpon0Digg thisBuffer this pageFlattr the authorEmail this to someone